gündem

Thy’nin yeni dreamliner uçağı için anket yapması1 19.659.9811 Nerde bu 100 milyon dolar1 çakallar mamaya boğulmak istiyor1 Hanımın çiftliği thy’de son dönemler1 Halkalı Metrosu1 Otelde Odasında Güvende Hissetmek İçin Yapılan ufak Sapıklıklar1 Yeni Rotada 3 Kişi İle Uçuş1 yabancı dizi1 Havari2 eğlenci merkezi1 Emirates kabin memuru alımı 20192 THY öğrenci parttime2 Pegasus’a 3 Felis ödülü3 dövme Silme1 Istanbul Atatürk Havalimani3 Atlas global yeni unifornaları2 Istanbul havalimanı operasyon irtibat numaraları1 Havasen 26. Tis basın duyurusu1 Kabinde Operasyon Başlıyor1 kabin kolektif1 Uçak tuvaleti yalamak1 Yeni Havalimanı’nda kimsenin yazmadıkları.İnişler artık daha heyecanlı1 Ekip binası servisinin ücretli olması1 thy ve havaiş’in anlaşması1 Yeni havalimani çılgın pankartları1 kedi maması1 futbolcu4 Cep telefonunu açık bırakana sghm’den büyük ceza kararı2 APU Auxiliary Power Unit Nedir2 torrent1 Teknisyen maaslari2 hırdavatçı1 Zirve1 Boeing 737 Max 82 thy 18 mart videosu1 İlker Aycı’dan açıklamalar1 thy’nin çanakkaleye uçması2 elektronik sigara1 yemek odası1 Hostes maaşları2 TüRBüLANSda YAŞANANLARIN PERDE ARKASI1 türcert1 eurolab1 yaz okulu1 klima1 futbol1 maaş bankası mı değişiyor11 özgür dünya1 turcert1 Etiyopya hava yolları kazası5 almanya vizesi almak2 çim1 forex2 viop1 Nlp1 cihan tuna arslan1 Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması1 oyunlar2 uçakta doğan çocuklar dünya vatandaşı olur mu5 instagram5 ehliyet1 Gearbest’ten Alışveriş5 maç5 Havaiş’in Tis Görüşmelerinden çekilmesi1 köpek2 5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun3 Uçak modelleri2 karadeniz türküleri2 Kankaüstad yerine hanımbey uyarısı1 Biman havayollarının uçağının kaçırılması1 F16 Fighting Falcon2 seo2 Antalyadan Kışın Uçuşların başlaması1 3. Havalimanı battı mı1 pasaport1 sanatgücüm1 Yeni Thy lego 2 güvenlik videosu2 uçak yolculuğu1 pilotlar arasında çıkışta bekliyorum polemiği5 Uçaklarda tahta oyuncak dağıtılması4 Thy’nin istanbul havalimanına ortak olması2 dolgu topuk1 televizyon1 radyo1 Skiplagged1 gluten1 Tassa’nın yeni yıl hediyesi3 astropay1 İnstagram fenomeni türk kadın pilotlar6 Thy Super Bowl 2019 Reklamı1 instagram beğeni satın alma1 para kazandıran ek işler2 melbet1 Doç. Dr. Burhan özalp1 Gaye eren1 mücevher1 Hava sen’in zaferi1 iş güvenliği2 bahis3
Başlıklardan Haberdar Olmak İçin

Arşivler

Yeni Havalimanı’nda kimsenin yazmadıkları.İnişler artık daha heyecanlı

9 Ekim 2018 tarihinde açılması planlanan ancak yetiştirilemediği için önce yılbaşına sonra da Nisan’a ertelenen üçüncü havalimanı geçtiğimiz günlerde nihayet faaliyete geçti. Kendisine her ne kadar “Üçüncü Havalimanı” desek de, Atatürk Havalimanı’nın resimden çıkmasıyla aslında resmi anlamda ikinciliğe oturmuş oldu. Yani şu an İstanbul’da işler durumda iki havalimanımız var. Ama bunları şehirle bağlayan hiçbir raylı sistem yok. Raylı sistemin bulunduğu Atatürk Havalimanı ise kullanım dışı. Kargo ve resmi uçaklar için kullanılmaya devam edileceği söylentileri ortada dolaşsa da, çalışır durumdaki metronun da bu havalimanı ile birlikte rafa kaldırıldığı gerçeğini elbette ki değiştirmiyor.

2014 yılında başlayan havalimanı inşaatı, İstanbul’un akciğeri kuzey ormanlarının önemli bir kısmının yok olması, kuş göç yollarının üzerinde yer alması, bulunduğu zorlu tabiat koşulları, kurutulup doldurulan göletten ötürü zeminin sağlamlığı ve inşaatı süresince meydana gelen işçi ölümleri sebebiyle birçok eleştiriye maruz kaldı. Yani neredeyse üçün birini almak üzereydik ki ikiye razı olduk.

BÜYÜKLÜK MÜ, İŞLEVSELLİK Mİ

“Dünyanın En Büyük Havalimanı” söylemiyle tanıtılan İstanbul Havalimanı, kapladığı alan açısından bakıldığında dünyanın 4. büyük havalimanı konumunda. Kendinden önceki 3 havalimanının Arabistan ve Amerika’da olduğu göz önüne alınırsa, içinde “en” geçen bir cümle kurma iştahımızı şimdilik Avrupa ile sınırlayacağız gibi görünüyor. Zira dünyaya baktığımızda “büyüklük” kavramı limanların kapladığı yerden çok, hizmet verdiği kişi sayısıyla ölçülüyor. Yani işlevsellik, elbette ki büyüklükten önce geliyor. Şu anda dünyanın en yüksek yolcu kapasiteli havalimanı yılda 110 milyona varan yolcu sayısı ile Atlanta’da yer alan Hartsfield – Jackson Uluslararası Havalimanı. Atatürk Havalimanı’nın 2018’de ağırladığı yolcu ise 68 milyona yaklaşırken İstanbul Havalimanı’nın hedeflediği yolcu sayısı önce 90 milyon, uzun vadede ise 150-200 milyon olarak belirtiliyor. Dünyanın en işlek “hub” noktalarından biri olmaya aday bir havalimanında büyümeyi planlayan havayolu şirketlerinin tüm hedeflerinin yolunda gittiğini varsayarsak tabii… Bu esnada Dubai’deki El Maktum Havalimanı’nın genişleme faaliyeti sona ererse 220 milyona dayanacak yolcu kapasitesiyle arzu ettiğimiz (veya çoktan bugünden kabul ettiğimiz) “en büyüklük” kavramına hiçbir zaman ulaşamayabiliriz.

Peki çiçeği burnunda bir havalimanında her şey yolunda mı? Hem pilotların, hem de yolcuların gözünden ilk deneyimlere buyurun!

RÜZGAR LİMİTİ ARTIRILDI

İstanbul Havalimanı’nda şu an aktif ve aynı hizada konumlanmış 2 pist bulunuyor. Proje tamamlandığında ise toplam 5 pist olacak, bunlardan bir tanesi farklı bir açıyla konumlanacak. Ancak şu anda değişen rüzgar koşullarına karşı farklı açıdan iniş veya kalkış yapılabilecek bir pist alternatifi bulunmuyor. Havalimanının çevresindeki rüzgar santrallerinden de anlaşılacağı üzere bu bölge özellikle sonbahar ve kış aylarında ciddi rüzgar alan ve günün neredeyse her saati ani bir biçimde bastıran sisiyle zorlu hava koşullarına sahip. Peki bir ay önce ne oldu? Henüz büyük göç gerçekleşmemişti ki, uçakların inişleri esnasında ikinci kaptan için geçerli olan yan rüzgar limitleri birdenbire artırıldı. Yani bu ne demek? Normal koşullarda 15 knott’tan fazla rüzgarda pilotların pas geçme ve/veya başka bir alana inme hakları bulunurken bu limit şu anda 25 knott’a çıkarıldı. Bu da demek oluyor ki, eskiye göre daha zorlu hava koşullarında iniş yapabilmeyi zorunlu kılan ve pilotajın bilgi, beceri ve deneyimiyle orantılı “daha heyecanlı” inişler bekliyor bizi. Hadi hayırlısı!

YERDE GEÇİRİLEN SÜRE NEREDEYSE UÇUŞ KADAR

Aktif kullanılan iki pistin terminal binasının sadece doğu yönünde yer alması, park halindeki uçakların en uçtaki piste ulaşmaları veya bu pistten park alanına yanaşmaları esnasında çok uzun (40-50 dakikaya varabilen) taksi sürelerine sebebiyet veriyor. Bu süre iç hat uçuşlarında neredeyse yolculuğun kendisi kadar. Yani ek bir yakıt sarfiyatı demek. Üstelik uzayan taksi süreleri nedeniyle, normalde “git-gel” yapılan destinasyonlarda günlük uçuş süreleri aşıldığından, ekipler gittiği noktalarda yatı yapmak durumunda kalıyorlar. Bu da havayolu şirketlerinin masraf kalemini artırıyor.

RAMPALARIN USTASIYIM, MASRAFLARIN HASTASIYIM

Havalimanıyla eş zamanlı gerçekleşmesi planlanan Kanal İstanbul projesi hayata geçseydi, buradan çıkarılan toprak, havalimanında dolgu malzemesi olarak kullanılacaktı. Bu mümkün olamayınca dolgu malzemesi yetersiz kaldı. Özellikle kurutulan göletler ile birlikte ne kadar doldurulursa doldurulsun çökme yapan yollar, hatta dünyanın hiçbir pistinde benzeri olmayan rampaların oluşmasına sebebiyet verdi. Öyle ki, taksi yapan bir uçak, piste veya park yerine ulaşmak için ciddi sayılabilecek yokuşlar inip çıkıyor. Uçaklar indiğinde özellikle yakıt tasarrufu yapabilmek için motorlarından birini durdururken bu rampaları aşabilmek için artık hiçbir sisteminden tasarruf etmemesi gerekiyor. Uzun taksi süreleri göz önünde bulundurulduğunda bu da ekstra bir maliyet demek. Ayrıca uçakların park etmesi için kullanılan Docking Guidance System isimli otomatik sistem şu anda arıza sebebiyle kullanılamıyor. O sebeple inen her uçak için marshaller, yani park görevlisi tahsis ediliyor. Bunun da faturası güvenlik, mesai, insan kaynağı boyutunda havayolu şirketlerine yansıyor.

İÇİ SENİ DIŞI BENİ YAKAR

76,5 milyon metrekare üzerine konumlanan havalimanında tek terminal binası var. Bir yolcunun uçağa bineceği kapıya gitmesi için ortalama 1.500 – 3.000 arasında adım atması gerekiyor. Özellikle son anda değişen kapı numaralarında bir kapıdan diğerine yetişmek oldukça zor. Kapılar arasında raylı bir sistem olmadığı gibi, transit yolcuların da daha hızlı sürede bağlantı uçuşuna yetişebileceği çözümler bulunmuyor. Kısaca havalimanındaki iç transferler de acil çözüm bekliyor.

Aynı sorun şehir merkezinden havalimanı transferleri için de geçerli. Şu anda ulaşım sadece Havaist, İETT otobüsleri, taksi ve özel araçlarla yapılabiliyor. Havaist’in tek yön fiyatı 21 TL. Eskiden bu ücret nakit tahsil edilebilirken şu an sadece İstanbul Kart üzerinden yapılıyor. Yabancı uyruklu yolcular, derme çatma bir İngilizce ile bu kartı almaya, sıra sıra kuyruklara gönderiliyor. Ayrıca paralı otoyol tercih edilir ise bu otobandan tek seferlik geçiş ücreti 45 TL. Sadece gidiş dönüş ve oradan eve ulaşım ücreti bile uçak bileti parasına denk gelebiliyor Keza otopark ücretleri de diğer havalimanlarından %30 daha pahalı. Binek bir otomobilin kapalı otoparkta geçirdiği 1 saatin ücreti 21 TL, günlüğü 63 TL. Yani 1 gün 2 saat kalan bir otomobilin ödeyeceği ücret 63 + 24 (1-3 saat arası) = 87 TL

Fahiş ücretler sadece otoparkta değil, havalimanının içinde, hatta uçuşlarda da kendini gösteriyor. İnce belli bardakta bir çay 7 TL iken, 1 (bir) adet yaprak sarması 5,5 TL.

Atatürk Havalimanı’nda 2 TL olan valiz taşıma depozitosu İstanbul Havalimanı’nda 5 TL. Ayrıca aracın teslim edildiği nokta, havalimanının ters ucunda olması sebebiyle birçok yolcu onca yolu geri yürümeyi göze alamayıp aracını bulunduğu yere bırakarak verdiği ücreti yakmak durumunda kalıyor.

BEKLE BİZİ ATATÜRK

Kısaca iç hat seferleri için İstanbul Havalimanı’nın şu anki durumu, uzayan taksi, dolayısıyla sefer süreleri, ayrıca havalimanına ulaşımın hem zahmetli hem de maliyetli olması sebebiyle zorlanacak gözüküyor. “Siste uçak rahat inebilir” diyenler için, herhangi bir raylı ulaşımın bulunmadığı havalimanına transferin sadece araçlar vasıtası ile yapıldığı göz önünde bulundurulursa, bu araçların siste ve tam ışıklandırılmamış şu anki otobanda, bir de uçuşa yetişme telaşı ile ne kadar güvenle havalimanına ulaşabileceği meçhul. Uçuş esnasında oluşabilecek komplikasyonları ise daha zorlu hava koşullarının oluşacağı mevsimlere bırakıyoruz. Güvenli iniş yapamayacağı için geri dönen uçakların yaratacağı ek maliyetlerin faturasının yine yolculara çıkmamasını arzu ederken…

Binlerce kişinin emeği, hayatı, umudunu taşıyan böylesi iddialı bir yapının “her anlamıyla hazır olduğunda” hayatımıza girmesini bekleyecek bir havalimanımız zaten varken, Atatürk Havalimanı’nın tamamen devre dışı bırakılarak yeni havalimanını hayata geçirme motivasyonunun ne denli doğru bir karar olduğunu ilerleyen zamanlarda daha iyi göreceğiz. Bu arada sadece Londra’da 6 havalimanı olduğunu hatırlamakta fayda var. İstanbul gibi, daha avantajlı konumda bulunan bir metropolde neden çalışan 3 havalimanı olmasın.

Yine de iyi bitirelim.

Daha belediye başkanının bile belli olmadığı bir şehirde buna da “belli olmaz” diyelim.

Belki şehre bir film gelir bir güzel orman olur yazılarda…

İklim değişir Akdeniz olur ve gülümseriz.

Elçin Demiröz

Odatv.com